Geçenlerde Devleti Aliyeyi Osmaniyenin ciğerparesi nazlı İstabulda oturan aziz üstadım ile görüşme imkanı buldum.Kendileri pek tedirgin idiler.Şu son haftalarda gündemimizi tamamen meşgul eden meşhur domuz gribi salgınınndan baya etkilenmişti.Aman diyordu:
”Sen sen ol.Şu caponların selamlama yöntemi ile insanlarla merhabalaş.Yok bu yeterince milli olmadı diyorsan şöle uzaktan bir başım gözüm üstüne ile olaydan sıyrıl”
Ben şaşkınlıkla söyledilerini dinlerken o devam etti:
”Hani 28 Gün Sonra deyu bir film temaşası var idi.Hatırlarsın.Şu kaza geçirip bir hastanede anadan üryan gözlerini açan bir genç vardı.Adam komadan 28 gün sonra çıkıyordu.Çıkış o çıkış.Koca Londrayı bomboş buluyordu.Şehirdeki terkedilmişlik ve yalnızlık hissi bu film temaşasında harika işlenmişti.Sonradan şehirde büyük bir salgın olduğu ve insanların birbirlerini öldürdükleri anlaşılacaktı.”
Şaşkın gözlerle:
_”Aman üstadım! dedim ne demek bu kadar da abatmayın” cümlemi anca bitirmiştim ki;
_”Yok yok mirim! Bir gün uyanacağım ve koca payitahtı bomboş bulacağım diye çok korkuyorum” dedi ve Korku dolu gözlerle sanki ta ruhuma baktı.Bir an içindeki korkuyu bütün benliğimde hissettim.Panik içinde koşarak en yakın markete gittim ve bir kucak antibakteriyel sabunu kasiyerin önüne yığdım.Zihnim allak bullak elimdeki kartı uzatırken adam üstüme doğru şöle iyi bir hapşurmasın mı?
_”Virüs kaptım! El aman! nidaları içinde marketten kendimi zorla dışarı attım.



Yorum yapılmammış.