|
BİZİ BİZ YAPANLAR-TÜRKÇEMİZ
Kategori: MakalelerEklenme Tarihi: Oca 19th, 2010Ekleyen: ahmet demircan
Kültürüne ve diline her ortamda sahip çıkan ve onu yüceltmek için her cephede savaşan, geleceğini geçmişinin aydınlattığı ışık sayesinde bulacağının farkında olan, sinesinde yanan iman ateşini hiçbir zaman söndürmeyen, dışı Türk içi İslam, dışı içine dönük, içi dışına hâkim tüm gönül dostlarına selamlar… Son yıllarda çoğu kişinin yakındığı konu, Türkçenin kirlenmesidir. Bu kirlilik gelişmiş ülkelerin dillerinden, özellikle de İngilizceden kaynaklanıyor. Bu dillerden her gün yeni sözcükler geliyor, Türkçeye yerleşiyor. Sorun yalnız İngilizce konuşan ülkelerin teknolojik üstünlüğünden doğmuyor, bunun yanında anadili Türkçe olanların kendine ve milletine, milli değerlerine güvensizliğinden ve özentiden kaynaklanıyor. Türkçe karşılığı olan kavramlar bile, İngilizce sözcüklerle anlatılmaya çalışılıyor. Üstelik yabancı bir dili kötü kullandığı için kimse kınanmıyor, kimseye gülünmüyor. Dahası aydın bir kişilik gibi gıpta ile bakılıyor. Bu durumu düzeltmenin yolu Türkçeyi savunmak, zenginleştirmek ve yüceltmektir. Yurdumuzu askeri saldırılara karşı nasıl savunmuşsak, ana dilimizi de kültürel saldırılara karşı öyle savunmalıyız. Çünkü bu ikisinden birini savunamayan, diğerini savunamaz. Milli birliğin temel koşullarından biri, milli dildir. Dini olmayan toplumlar bile yaşayabilmişlerdir ama dilsiz değil. Kültürümüzün değerini bilen ve bu yola baş koyan aydın tabakamız çoğaldıkça değerlerimiz hep bizimle yaşayacaktır. Bu konuda herkese görev düşmektedir. Bu keşmekeşlikten; her gün, aydınım diye televizyon programlarına çıkan, başları toprağa gömülü devekuşları sorumludur. Hala bozgun psikolojisi içinde yaşayan aydınlarımız başlarını çevirip de kendi halkına bakarlarsa ondan daha büyük bir manevi güç kaynağı olmadığını anlayabilirler. Yeryüzünde tarihin en büyük devletlerini kurmuş bir milletin kendisinden daha başka örnekler aramaya ihtiyacı yoktur. Türk aydınlarının kendi kültürlerine sırt çevirişi karşısında hayrete düşen Yugoslavyalı bir tarihçi şaşırarak şöyle demiş: ‘‘Öyle görünüyor ki Türklerden en son özgürlüğünü kazanan siz oldunuz.’’ Türkiye’deki batılılaşma hareketlerinin bir kısmı halk nazarında, savaşta bizi yenemeyen düşmanların kendi aydınımız vasıtasıyla bize galip gelmesi manasını taşır. Bu sürecin en büyük etki kanalı medyadır. Medyayla evlerimize kadar girip bizi biz yapan değerlerimizi yozlaştırmaya uğraşmalarına bir Türk olarak göz yummak en büyük gaflettir. 91 yıl önce (Son haçlı seferi: Çanakkale) karşılarına dikilişimizdeki gurur ile tekrar dikilmeli ve bizi biz yapanları korumalıyız. Batının sosyal ve hukuki yönünü kopya etmenin bize hiçbir faydası olmayacağı gibi onların dilini ve kültürel unsurlarını almamızın da bir faydası olmayacaktır. Bize ışıklı gelen bu medeniyetin gözlerimizi kör edişi nedeniyle yavaş ve sinsi gelen tehlikenin farkında değiliz. Sadece söylemlerle medeni ve Avrupalı olunmaz. Bu nedenle bize, eski sorumsuz aydınlarımızdan intikal eden bu kötü anlayışı ortadan kaldırmak için çalışmak düşüyor. Dil de bu yolda verilecek mücadelenin en önemli cephelerinden birisi olmalıdır. Her eli kalem tutan, kendine bu şanlı mücadelede bir kalem bulmalı, kafası kuma gömülü olanlara bütün gücüyle vurmalıdır. Vurmalıdır ki örümcek kafalı yanardönerlerin kafasını ebediyen toprak altında hapsetsin. 10 Kasım 2009 Ahmet DEMİRCAN
Haber Yazari: ahmet demircan ( )
... Yorum Yap |
GiriÅŸ Son Yorumlar
|
| Ana sayfa | Bilg/İnternet | Bilgisayar | Denemeler | Dini Yazılar | Genel | Hikayeler | Makaleler | Psikoloji | Sağlık | Tarih | Teknoloji |