Makalem.Net | Makale makaleler denemeler hikayeler dini makaleler yazılar ve yorumlar… Yazmak bitmez, kalem yorulmaz...
Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji
             
makale
Makalem.Net sitesinde yazılarınızın yayınlanması için kolayca üye olup yazılarınızı gönderebilirsiniz. Sitemizde bilgisayar, ekonomi, borsa, hisse,teknoloji,edebiyat,...
15/03/09 - 1:45 Yorum sayisi 12(12)

 

_”Hocam, en iyisi cesetleri siz de görün.Bu konuda daha iyi fikir sahibi olursunuz.dedi ve devam etti.

_”Yanlız sizin için gerekli makamlardan izin almamız gerekecek.Sanırım bu en az bir hafta sürer.Sizi ben izin aldığımızda ararım.”

 Dokto yazinin devami...

...
20/10/11 - 9:23 Yorum sayisi 0(0)

Ağzım bir karış açık doktoru dinliyordum.

_” Ne yani dedim.Cesetler mumyalanmış mı?Doktor:

_”Yapılan laboratuvar çalışmalarına göre hayır mumyalanmamışlar.Ya bizim bilmediğimiz bir kimyasalla korunmuşlar.Ya da  her nasılsa böyle bozulmadan kalabilmiş yazinin devami...

...
12/10/11 - 9:41 Yorum sayisi 0(0)
Düşünce Ruhu Ve Durağan Yelpaze
Kategori: DenemelerEklenme Tarihi: Tem 27th, 2010Ekleyen:
{lang: 'tr'}

Düşünce sisteminin aritmik düzeyde yaşamını sürdürdüğü asırlar olmuştur.Bu asırlara göz gezdirdiğimizde ilim-bilim adamları dışlanmış,kadük kalan oluşumlar kafese alınmış ve yeni bir fikir öne sürme cehdi kapı dışı edilmiştir.İnsanın düşünceden mahrum edilmesi gibi banal ve rafadan bir yaklaşım düşünülemez.Victor Hugo’nun “hiçbir ordu, zamanı gelmiş bir düşünceye karşı koyamaz” yaklaşımı üzerinde durulmaya değer bir mihraktır.Düşüncenin temellendirilmesi ve bilimle özdeşleştirilmesi,felsefeye dayanan bir algı olamaz.Üretkenlik ruhunda yaşatılması gerekli olan ilk basamak,durağanlığı yıkabilme becerisidir.
Yaşanılan bilgi çağında “yaşanmamışlık” kokusu her bilimsel laboratuara taş göndermektedir.Bilimin(salt ilim) belinin sıvazlanması,beynin/mantığın doyurulması ile doğru orantılıdır.İnsanlar bilgileriyle otorite kurdukları gibi,bildiklerini yaşamakla da gönüllere taht kurabilmektedirler.Buradan anlaşılacağı üzere hakiki otorite,gönül ile alakasını kesmeyen mavera yelkenlisidir.Kendisini maveraya adamış bir düşünce ruhunun sırtı yere gelmeyeceği gibi,bir basamak geride kalması da onu ilerlemekten alıkoymayacaktır.
Yabancı kalmak istemeyeceğimiz dinler tarihi kronolojisine baktığımızda,dinler arasındaki etkileşimin bilgi-düşünce mayasıyla gerçekleştiğine tanık oluruz.Hint kültüründeki dinsel anlayış,dinsel kazanımlarıyla taclanmış ve Çin coğrafyasına kültür transferi sağlamıştır.Yaşam standardındaki cazibesini yıkmamış geleneksel anlayışta mistik gücün etkisi görülmüştür.
Michael H.Hart’ın “En Etkin 100” kitabındaki şu bilgileri alıntı yapmakta fayda görüyorum:
“Buda’nın temel öğretisi,Budistlerin “Dört soylu gerçek” olarak adlandırdığı söylemle özetlenebilir:Birincisi,insan hayatı aslında mutsuzluktan ibarettir;ikinci olarak,bu mutsuzluğun sebebi insanın bencilliği ve doymak bilmez istekleridir;üçüncüsü,kişinin bencilliği ve istekleri sona erdirilebilir-sonuçta,bütün bu doymak bilmez arzu ve iştiha ortadan kaldırıldığında,ulaşılan durum “nirvana” olarak adlandırılır(sözlük anlamı:sönmek,yok olmak)ve dördüncü gerçek,bencillik ve isteklerden kaçışın yöntemi,”Sekiz katlı yol” diye adlandırılır:Doğru görüş,doğru fikir,doğru konuşma,doğru işler yapma,doğru yaşama,doğru çaba gösterme,doğru düşünme ve doğru meditasyon.Bunlara,Budizmin hangi ırktan olduğuna bakılmaksızın herkese açık olduğunu ve Hinduizmden farklı olarak kast ayırımı gözetmediği eklenebilir.”
Aslında meselenin orjinalitesi kaybolmadan şunu da belirtebiliriz ki,her düşünce işlenirse bir nirvanaya doğru yol alır.Değişik dinlerde dahi aslını muhafaza eden birtakım evrensel faydalı kurallar görülmektedir.Hayata mal edilmeyecek durumdaki “kast” blokajının aşılması sayesinde buna yetişilir.Düşüncenin nirvanası aslını yitirmemiş bu sekiz yolda saklıdır.Bu bir beyan itirafıdır ki,insanın evrenselliği kendisine bu kadar yakın konumdadır.
Her diyalektik refleksi bir düşünce edinimi değildir.Asil bilgi bankasındaki hayat pekiştireci,düşünce mayasını sağlam tutan en büyük ekoldür.”Homofaber” olma yolunda statik dengesini taşıyabilen bir insana kinetik denge de pompalanabilir.Altyapısında mantık kayması ihtimali bulunmayan bir insana,bilgi-nirvana yolunda her üniteden ders verilebilir.
Bu yüzden kütüphaneyi yerle bitip ateşe veren karmati anlayışı,kitabı doğuran “kamus”a el uzatamamıştır.Çünkü bu,onun da(varsa nesli) besin kaynağıdır.Faziletin nişanesi bize bunu haykırmaktadır ki,düşman dahi tasdik etmede.Cemil Meriç’in şu paragrafına kulak verirsek bir ipucu daha yakalamış olacağız:
“Kâmus, bir milletin hafızası yani kendisi; heyecanıyla hassasiyetiyle, şuuruyla. Kâmus’a uzanan el namusa uzanmıştır. Her mukaddesi yıkan Fransız İhtilali, tek mukaddese saygı göstermiş: Kâmus’a.”
Şerh espirisine kapı açacak diğer yazılarımızda bu konu üzerinde durmayı düşünüyorum.Kâmus olmadan şerh mantığı da olmaz.Şerh mantığının kaht-ı ricale uğradığı bir devrede her türlü durağanlıktan bahsetmek için kalemşör olmaya da lüzum yoktur!

Gürsel ÇOPUR

Gönderen İsim/Mail:

{lang: 'tr'}
Haber Yazari: admin (Kharon -)
...
Sosyal Etiketler: > > >

Yorum Yap

Giriş



Son Yorumlar

Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji