Makalem.Net | Makale makaleler denemeler hikayeler dini makaleler yazılar ve yorumlar… Yazmak bitmez, kalem yorulmaz...
Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji
             
makale
Makalem.Net sitesinde yazılarınızın yayınlanması için kolayca üye olup yazılarınızı gönderebilirsiniz. Sitemizde bilgisayar, ekonomi, borsa, hisse,teknoloji,edebiyat,...
15/03/09 - 1:45 Yorum sayisi 12(12)

 

_”Hocam, en iyisi cesetleri siz de görün.Bu konuda daha iyi fikir sahibi olursunuz.dedi ve devam etti.

_”Yanlız sizin için gerekli makamlardan izin almamız gerekecek.Sanırım bu en az bir hafta sürer.Sizi ben izin aldığımızda ararım.”

 Dokto yazinin devami...

...
20/10/11 - 9:23 Yorum sayisi 0(0)

Ağzım bir karış açık doktoru dinliyordum.

_” Ne yani dedim.Cesetler mumyalanmış mı?Doktor:

_”Yapılan laboratuvar çalışmalarına göre hayır mumyalanmamışlar.Ya bizim bilmediğimiz bir kimyasalla korunmuşlar.Ya da  her nasılsa böyle bozulmadan kalabilmiş yazinin devami...

...
12/10/11 - 9:41 Yorum sayisi 0(0)
EŞKIYA CELÂL
Kategori: Hikayeler, MakalelerEklenme Tarihi: Şub 21st, 2010Ekleyen:
{lang: 'tr'}

Kütahya-Simav’la ilgili arşiv belgelerini incelerken 78 numaralı “Mühimme Defterin” de gözüme çarpan bir kayıt ilgimi çekti. M. 1609–1610 tarihleri arasında tutulan 78 numaralı Mühimme defterinin 371. sayfasındaki 957 numaralı hükümde zikredilenler, Kınık köyü ahalisine kan kusturan bir eşkıya hakkındaydı. Ben de bu tarihi vesikayı günümüz Türkçesiyle, olaylara ve kişilere bağlı kalarak, kendi üslubumca hikâyeleştirerek sizlerle paylaşmak istedim. Hikâye oldur ki; Celâl, Kınık köyünde dünyaya gelmiş bir Celâli eşkıyasıdır. Celâl, o tarihlerde yapılan savaşlardan doğan otorite boşluğunu fırsat bilip, dağları bir grup arkadaşı ile birlikte kendine mesken etmiştir. Arada sırada Kınık’a ve çevre köylere inip halktan zorla mal ve yiyecek gasp ederek tekrar dağlara dönmekte ve namı yavaş yavaş etraf köylere duyulmaktadır. Kınık ahalisini iyice sindiren Celâl, bu köye o kadar korku salar ki köylüler onu şikâyete bile yeltenemezler. Zamanla işi abartan Celâl köy ahalisinden bazı kişileri hatta tahsille uğraşan bazı kimseleri de öldürmüştür. Bunun üzerine köy ahalisinden Musa Efendi, Bostan Efendi, Mehmet Efendi, Hacı Nuh Efendi ve Ahmet Efendi isimli şahıslar Celâl’i şikâyet etmişlerdir. Şikâyet, İstanbul’a; Divân-ı Hümayûn’a kadar intikal etmiştir. Merkezden gelen emirle harekete geçen askerler köyde pusu kurmuşlardır. Celâl pusuya düşmüşse de askerlerden bazılarını öldürerek kaçmayı başarmıştır. Fakat sonradan kendisine katılmış olan, en yakın arkadaşı “Şehri”yi bu cenk sırasında kaybetmiştir. Şehri’nin ölümüne üzülen Celâl, bir süre Simav’ı terk ederek ortalarda görünmemiştir. Kolluk kuvvetleri de Celâl’in bu gaipliğinden ötürü olayı hallettiklerini düşünerek köyü terk etmişlerdir. Bu gaiplik kısa sürmüştür. Celâl, köyüne dönmeyi ve güzel ve sakin bir hayat sürmeyi düşünmeye başlamıştır. Fakat askerlerin onu yakaladığında öldüreceğini bildiği için buna cesaret edemez. Her şeye rağmen köyü, en önemlisi de anası burnunda tütmektedir. Kararını verir ve köye döner. Celâl köyüne ve anasına kavuşur kavuşmasına ama köy ahalisi onun varlığından tedirgindir. Kardeşini Celâl’in kurşunlarına kurban veren Yusuf adlı köylü, Celâl’in köyde rahatça yaşamasına dayanamamaktadır. Yusuf, Celâl’in evine gelerek; “ol cenkte karındaşım Cemâli siz katl eyledünüz” diyerek Celâl’le kavgaya tutuşur. Bunun üzerine Celâl, Yusuf’u iyice dövüp kırk bin akçesini alır. Artık köyünde yaşamanın onun için bir hayal olduğunu kestiren Celâl, köy ahalisine iyice zulmedip tekrar dağların yolunu tutar. İstanbul’dan ölüm fermanı gelir gelmesine ama Celâl’i o günden sonra bir daha gören olmaz.

Ahmet DEMİRCAN

{lang: 'tr'}
Haber Yazari: ahmet demircan ( )
...

Yorum Yap

Giriş



Son Yorumlar

Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji