Makalem.Net | Makale makaleler denemeler hikayeler dini makaleler yazılar ve yorumlar… Yazmak bitmez, kalem yorulmaz...
Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji
             
makale
Makalem.Net sitesinde yazılarınızın yayınlanması için kolayca üye olup yazılarınızı gönderebilirsiniz. Sitemizde bilgisayar, ekonomi, borsa, hisse,teknoloji,edebiyat,...
15/03/09 - 1:45 Yorum sayisi 12(12)
atesbocegi

Evrim literatürü bilim-kurgu film senaryolarını hatta çocuk öykü ve masallarını aratmayacak “iÅŸte öylesine hikayeler”le doludur. Bu senaryolar her ne kadar bilim-kurgu tarzında olsa da hemen hepsinde mizahî ve absürd lezzetler bulabilirsiniz. Ö yazinin devami...

...
21/05/12 - 1:36 Yorum sayisi 0(0)
bahar

‘Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır…’ (Lokman Suresi, 14)  Zorlukla geçen dokuz ayın sonunda dünyaya gelen bebek, vicdan ve merhamet sahibi her insan için çok değerli ve dikkatle kor yazinin devami...

...
15/05/12 - 12:26 Yorum sayisi 0(0)
Franz Kafka’dan…
Kategori: Denemeler, GenelEklenme Tarihi: Åžub 15th, 2009Ekleyen:
{lang: 'tr'}

Franz Kafka’dan…

Düz bir yolda yürüyor olsaydım, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman

çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik, senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre,

adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa

kapılmana gerek yoktur…

***

‘Öf’ dedi fare. ‘Dünya da günden güne daralıyor. İlkin bir geniÅŸti ki, korktum, koÅŸtum ileri, uzakta saÄŸlı sollu

duvarlar görür görmez dünyalar benim oldu. Ama bu uzun duvarlar da bir çabuk birbirlerine doğru ilerliyor

ki, en son odadaydım iÅŸte; orada, köşede kapana duruyor, gide gide kısılacağım kapana.’ Kedi: ‘Sen de

öyleyse yönünü deÄŸiÅŸtir’ dedi ve fareyi yedi…

***

Bir topluluğu kontrol etmek, bireyi kontrol etmekten kolaydır. Bir topluluğun ortak bir amacı vardır. Bireyin

amacı ise her zaman için ÅŸaibelidir…

***

Sevgi motorlu bir araç gibi problemsizdir, problem yaratanlar sadece kullanıcı, yolcular ve yoldur…

***

Odandan çıkman gerekmez, masanda oturmaya devam et ve dinle… Dinleme bile, sadece bekle… Bekleme

bile, gerçekten sakin ve yalnız ol; dünya özgürce sunacaktır kendini sana… Maskesinden sıyrılmak için

baÅŸka seçeneÄŸi yok huÅŸu içinde yuvarlanacaktır ayaklarının dibine…

***

GüzelliÄŸi görme yeteneÄŸini kaybetmeyen asla yaÅŸlanmaz…

***

İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için

Cennet’ten kovuldular, tembelliklerinden geri dönemiyorlar. Ama belki de belli baÅŸlı sadece bir günahları

var: sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuÅŸlardı, sabırsızlıklarından ötür geri dönemiyorlar…

***

Belirli bir noktadan sonra geri dönüş yoktur. Bu noktaya eriÅŸmek de gerekir…

***

Sen ödevsin. Ama görünürde öğrenci yok…

***

Dünyayla aranızdaki kavgada dünyayı arkanızda bırakın…

***

“İnanç yoksunu olduÄŸumuz söylenemez. Sadece yaşıyor olmamız bile, tüketilemeyecek bir inanç deÄŸeridir.”

“NeresindeymiÅŸ bunun inanç deÄŸeri? YaÅŸamamak elde deÄŸil ki?” “İşte inancın insanı çıldırtacak büyük gücü,

bu ‘elde deÄŸil ki’dedir, bu olumsuzlamada açığa vurur kendini”…

***

Olumsuz davranışlarda bulunmak bizden istenir, olumlu davranışlar ise zaten bizimdir…

***

Bir kitap, içimizdeki donmuÅŸ denize indirilmiÅŸ bir baltadır…

***

Aylaklık bütün kötülüklerin kaynağı, bütün erdemlerin tacıdır…

***

Kargalar, bir tek karganın göğü yok edebileceğini ileri sürer. Ona kuşku yok; ama göklerin kulağı duymaz

böyle bir savı; çünkü gökler kargaların yokluÄŸu demektir…

***

“YaÅŸama baÅŸladığın anda iki görev; sınırlarını daraltmak ve bu sınırları aÅŸtığın anlarda da gizlenmeyi baÅŸarıp

baÅŸaramadığını her an sorgulamak…

***

“Bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamak ne büyük bir mutluluktur…”

***

Bir elmanın birbirinden farklı görünüşleri olabilir: masanın üstündeki elmayı bir an olsun görebilmek için

boynunu uzatan çocuğun görüşü ve bir de, elmayı alıp yanındaki arkadaşına rahatça veren evin

efendisinin görüşü…

***

Bilgeliğin başladığına ilk işaret, ölmek isteğidir. Bu yaşam dayanılmaz görülür, bir başkası ise erişilmez.

İnsan ölmek istediği için utanmaz artık; nefret ettiği eski hücresinden alınıp ilk işi nefret etmek olacağı

yeni hücresine konulmak için yalvarıp yakarır. Bunda belli bir inancın kalıntısı da etkilidir. Taşınma sırasında

efendi koridorda görünecek tutuklaya şöyle bir bakacak ve diyecektir ki: “Bu adamın yeniden hücreye

kapatılmasına gerek yok. O bana geliyor artık…”

***

Kötünün elindeki en ayartıcı silah, savaşa çağrıdır. Kadınlarla yapılan savaşa benzer ki sonu yatakta

biter…

***

Tinsel bir dünyadan başka bir şeyin bulunmadığı gerçeği elimizden umudumuzu alır, ama bize bir kesinlik

bağışlar…

***

Dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol…

***

Gerçek bir düşmandan sınırsız bir cesaret akar içinize…

***

Bir zamanlar anıtsal bir topluluğun bir parçasıydı. Yüksek bir merkezin çevresinde, inceden inceye

düşünülmüş bir düzenle, askerliği, sanatları, bilimleri ve el sanatlarını temsil eden simgesel figürler dizilmişti.

Bu çok sayıda figürlerden biri de oydu. Şimdi ise topluluk dağılalı uzun bir süre oldu; en azından o,

topluluktan ayrıldı ve kendi yolunda ilerliyor. Artık uzunca bir süredir eski mesleği bile elinde yok. Hatta bir

zamanlar neyi temsil ettiğini bile unutmuştur. Galiba asıl işte bu unutuş bir çeşit hüzüne, güvensizliğe,

huzursuzluğa, kaybolup giden zamanların, şimdiki zamanı bulandıran, bir çeşit özlenmesine yol açıyor. Ama

yine de bu özleyiÅŸ, insanın yaÅŸama gücünün önemli bir öğesidir, ya da belki de o gücün ta kendisidir…

***

Yıllar önce birgün, tabii oldukça üzgün bir halde, Laurenziberg yamaçlarında oturuyordum. Yaşamdan

dilediklerimi gözden geçiriyordum. En önemli ya da bana en çekici geleni, bir yaşam görüşü kazanma

dileğiydi(ve -bu tabii ki onun zorunlu bir kısmıydı- yazarak bu hayat görüşünün doğruluğuna başkalarını

ikna etmekti); öyle ki yaşam yine kendi doğal, keskin iniş çıkışlarını koruyacak ama aynı zamanda aynı

açıklıkta bir hiç, bir rüya, bir boşlukta dolanıp duruş olarak kabul edecekti. Güzel bir dilekti belki, ama eğer

doÄŸru dürüst dilemiÅŸ olsaydım onu…

***

“Sein” sözcüğü Almancada iki anlama gelir: ‘Var olmak’ ve ‘Onun olmak’…

***

Dünyadaki uyumsuzluk, şükür ki sadece sayısal bir uyumsuzluÄŸa benziyor…

***

Öte tarafa göçenlerden birçoğunun gölgesi, ölüm ırmağının dalgalarını durmaksızın yalar; çünkü ırmak bizim

bulunduğumuz yerden o tarafa akar ve hala bizim denizlerimizden tuzlu tadını taşır. Sonra birden tiksintiyle

kabarır ırmak, gerisin geriye akar ve ölüleri yeniden yaşamın içine bırakır. Ama ölüler mutludur; şükran

türküleri söyleyip gazaba gelmiÅŸ ırmağı okÅŸayıp severler…

***

Düz bir yolda yürüyor olsaydın, tüm ilerleme isteğine rağmen hala gerisin geriye gitseydin, o zaman bu

çaresiz bir durum olurdu; ama sen dik senin de aşağıdan gördüğün gibi dik bir yamacı tırmandığına göre,

adımlarının geriye doğru kayması, bulunduğun yerin durumundan ileri gelebilir, o zaman da umutsuzluğa

kapılmana gerek yoktur…

***

Kafesin biri, bir kuÅŸ aramaya çıktı…

***

moz screenshot Franz Kafkadan...

{lang: 'tr'}

Haber Yazari: admin (Kharon -)
...

Yorum Yap

GiriÅŸ

Son Yorumlar

Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji