Makalem.Net | Makale makaleler denemeler hikayeler dini makaleler yazılar ve yorumlar… Yazmak bitmez, kalem yorulmaz...
Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji
             
makale
Makalem.Net sitesinde yazılarınızın yayınlanması için kolayca üye olup yazılarınızı gönderebilirsiniz. Sitemizde bilgisayar, ekonomi, borsa, hisse,teknoloji,edebiyat,...
15/03/09 - 1:45 Yorum sayisi 12(12)

 

_”Hocam, en iyisi cesetleri siz de görün.Bu konuda daha iyi fikir sahibi olursunuz.dedi ve devam etti.

_”Yanlız sizin için gerekli makamlardan izin almamız gerekecek.Sanırım bu en az bir hafta sürer.Sizi ben izin aldığımızda ararım.”

 Dokto yazinin devami...

...
20/10/11 - 9:23 Yorum sayisi 0(0)

Ağzım bir karış açık doktoru dinliyordum.

_” Ne yani dedim.Cesetler mumyalanmış mı?Doktor:

_”Yapılan laboratuvar çalışmalarına göre hayır mumyalanmamışlar.Ya bizim bilmediğimiz bir kimyasalla korunmuşlar.Ya da  her nasılsa böyle bozulmadan kalabilmiş yazinin devami...

...
12/10/11 - 9:41 Yorum sayisi 0(0)
GEÇMİŞ OLSUN
Kategori: Denemeler, MakalelerEklenme Tarihi: Haz 20th, 2010Ekleyen:
{lang: 'tr'}

GEÇMİŞ OLSUN

Ne yaptığını, ne yapmak istediğini bilmeyen, amaçsız bir şekilde koşuşturan zihniyetlerin giderek arttığı bir dünyada yaşıyoruz.

Sahip olduğu özniteliklerinden habersiz olan ve sadece kendi egolarını tatmin etmek için farkında olmadan sırtlarını bir yığın yükle dolduran insanların giderek arttığı bir dünya…

Değişmek isteyen, ama sadece ve sadece değişmek isteyen(!) ; gelişmek isteyen, ama sadece ve sadece gelişmek isteyen(!) insanların giderek arttığı bir dünya… Değişimini ve gelişimini kendi benliğiyle ispatlamaktan aciz, sadece ve sadece üzerinde imzaların bulunduğu birkaç kâğıt parçasına sırtını dayayıp bu şekilde özgüven sahibi olmaya çalışan insanların giderek arttığı bir dünya…

Asli sorumluluklarının farkında olmayan, farkında olmak için çabalamayan; sadece ve sadece “çabalamış olmak(!)” için lüzumsuz bir gayret içine atılmaya çalışan insanların arttığı bir dünya…

Kendini kendinden önce çevresine kanıtlamaya çalışan; kendini kendinden önce çevresine kabul ettirmeye çalışan ve bunu yaparken doğruluğundan hiçbir zaman şüphe duymadığı bazı özdeğerlerini dahi –farkında olmadan veya farkında olarak- bir kenara iten insanların arttığı bir dünya…

Attığı adımın yanlış bir adım olduğunu bilmesine ve kabul etmesine rağmen, çevresinin kendisini yanlış adımlar atması için güdülemesine izin veren tavizkar insanların arttığı bir dünya…

Kendi arzu ve isteklerinin peşinden gittiğini sanan, hâlbuki neyin peşinden gittiğini dahi bilmeyen ve bilmek için çaba sarf etmeyen insanların giderek arttığı bir dünya…

Sahip olduğu özniteliklerinden keyif almayan,  keyif aldığını sanan; bu öznitelikleriyle kendini kanıtlayamayan; sadece ve sadece başkalarınca takdir edilme arzusuna aç kaldıkları için kendilerini gereğinden fazla(!) uğraşların içine atan insanların arttığı bir dünya…

Hayatı çok hızlı yaşayan, yaşarken yanı başından akıp giden kendi hayatının farkında olmayan ve üstelik kendine ait olmayan hayatların peşinden koşan insanların arttığı bir dünya…

Kendilerine “Bu kadar koşuşturmaca neden?” diye sorulduğunda bu soruya mantıklı bir cevap vermekten aciz; sözde, gayesinin yarınını garantiye almak olduğunu söyleyerek bugünü yaşamaktan mahrum kalan insanların arttığı bir dünya…

Mevcut potansiyeliyle kendisine “Sen, senden daha fazla bir şeysin aslında” dedirtebilecekken, her zaman kendini eksik gören ve bu eksikliği gidereyim derken hayat denen terazisinin diğer kefesinden kendine ait(!) bir şeylerin eksildiğini göremeyen insanların arttığı bir dünya…

Eşine “Ben senin için varım” derken diğer taraftan eşini sevgisinden mahrum bırakan çiftlerin; çocuğuna “Ben sizler için çabalıyorum” derken anneliğini/babalığını çocuklarına tam anlamıyla gösteremeyen ailelerin; yanındakine “Ben senin dostunum” derken dostunun kara günlerini göremeyen arkadaş(lık)ların; ahbabına “Ben senin kardeşinim” derken kendisi için istediğini kardeşi için istemeyi de akıl edemeyecek kadar akıllı(!) insanların arttığı bir dünya…

Ve dahası, sonu üç noktalı olan bu ve buna benzer tümcelerin ne yazık ki artmakta olduğu bir dünya…

Belki şuan olduğu gibi, bu yazıyı sadece “okumuş olmak için okuyanların” her geçen gün arttığı bir dünya…

Siz de o insanlardan mısınız?

O arkadaşlardan mısınız?

O kardeşlerden mi?

O annelerden/babalardan biri de siz misiniz yoksa?

Yoksa siz de mi başkalarının çizgisinden yürümekte, diretiyorsunuz?

Başkalarını taklit etmekten bıkmadınız mı?

Siz “GELECEĞİNİZİ SAĞLAMA ALMAK” için bu kadar çok koşuştururken, reçetenizi özdeğerlerinizle birlikte size ait olan “GEÇMİŞ”te unuttunuz!

En kısa zamanda eski sağlığımıza kavuşmamız dileğimle…

Geçmiş olsun!

Hamdullah EROL

{lang: 'tr'}
Haber Yazari: fenbil0168 ( )
...

1 Yorum gonderildi. “GEÇMİŞ OLSUN”

  1. fenbil0168 diyor ki:

    Sondan 5.satırdan itibaren Düzeltme:

    “Yoksa siz de mi özdeğerlerinizin önderlerinin peşinden gitmek yerine, başkalarının çizgisinden yürümekte diretiyorsunuz?

    Siz sizlerden olmayan, başkalarını taklit etmekten bıkmadınız mı?”

Yorum Yap

Giriş



Son Yorumlar

Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji