|
Kalple Akletmek, Kalple İman Etmek
Kategori: Dini YazılarEklenme Tarihi: May 9th, 2010Ekleyen: Fuat Turker
Kuran’da söz edilen akıl ruhta yaşanan üstün bir özelliktir. Birçok Kur’an ayetinde ‘akleden kalpler’den söz edilir. Allah’ın tanıttığı gerçek akıl beynin işlevlerinden biri olan zekadan çok farklıdır. Kur’an bize aklın vicdan ile aynı yerde; kalpte bulunduğunu haber verir. Kalpleri kapalı olanların da akledemeyen kişiler olduğunu birçok ayette açıkça ifade eder: Yer yüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir. (Hac Suresi, 46) Ve onların kalpleri üzerine, onu kavrayıp anlamalarını engelleyen kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyduk. Sen Kuran’da sadece Rabbini “bir ve tek” (ilah olarak) andığın zaman, ‘nefretle kaçar vaziyette’ gerisin geriye giderler. (İsra Suresi, 46) Ancak ‘kalbi olan’ insanlar öğüt alabilir ve dolayısıyla “Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahit olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır. (Kaf Suresi, 37) ayeti gereği iman edebilirler. Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır. Ve büyük azap onlaradır. (Bakara Suresi, 7) Kuran’da insan davranışlarının kalple olan ilişkisinin konu edildiği pek çok ayet vardır. “Allah’ın kişi ile kalbi arasına girmesi”, “kalplerin uzlaşması”, “kalbe sindirilmesi”, “kalplerin takvası”, “kalbin ısındırılması”, “kalbin tatmin bulması”, “kalbin sağlamlaşması”, “kalbin öfkeyle kabarması”, “kalbin boş olması”, “kalplere korku salınması”, “kalbin meyletmesi”, “kalplerde onulmaz bir hasret kılınması”, “kalplerde olmayanın ağızla söylenmesi”, “kalplerin parçalanması”, “kalplerde gizli tutulması”, “kalbin kayması, benzemesi, karşı koyması”, “kalplerde hastalık olması”, “imanın kalbe girmemesi”, “kalbin katılaşması, mühürlenmesi” gibi konulardaki ayetler çok açık bir gerçeği ortaya koyar: İman, insan kalbinin duyarlılığıyla ilgilidir. Kalbi mühürlenmemiş insan, Rabb’ini tanımaya ve O’nun buyruklarına kalpten iman ve itaat etmeye yönelecektir. Oysa inkar edenlerin kalpleri ölüdür, mühürlüdür. Kalplerinde bir kavrayış, vicdani duyarlılık yoktur; dolayısıyla akıl ve iman sahibi de olamazlar. Yapılan uyarıları göz ardı eder, vicdanlarını devreye sokarak öğüt alamazlar. Andolsun, onların çoğu üzerine o söz hak olmuştur; artık inanmazlar. Gerçekten biz onların boyunlarına, çenelere kadar (dayanan) halkalar geçirdik; bu yüzden başları yukarı kalkıktır. Biz önlerinde bir sed, arkalarında bir sed çektik. Böylelikle onları örtüverdik, artık görmezler. Kendilerini uyarsan da, uyarmasan da onlar için birdir; inanmazlar. Sen ancak, zikre (Kuran’a) uyan ve gayb ile Rahman olan (Allah’)a (karşı) içi titreyerek korku duyan kimseyi uyarırsın. İşte böylesini, bir bağışlanma ve üstün bir ecirle müjdele. (Yasin Suresi, 7…11) Allah’ı anmadığımız her an zayıf düşeriz. Allah’ı anmak kalbe hoş gelen lezzetli bir şeydir..Rabb’ini kalpten zikreden müminin bu nedenle şuuru açık, kalbi de mutmaindir… Fuat Türker
Haber Yazari: Fuat Turker (Fuat Türker)
... Yorum Yap |
Giriş Son Yorumlar
|
| Ana sayfa | Bilg/İnternet | Bilgisayar | Denemeler | Dini Yazılar | Genel | Hikayeler | Makaleler | Psikoloji | Sağlık | Tarih | Teknoloji |