|
Milattan Önce İki Bin On
Kategori: DenemelerEklenme Tarihi: Tem 13th, 2010Ekleyen: admin
Gazali’nin yanından yeni ayrılmış olan Aristo,yenilmişliğine bir gece elbisesi bulmak için pazarda dolaşmaktaydı.Kibir dikenleri içine yakamoz kaktüsleri büyüklüğünde batsa da,”belki” şafağını bekleyen gölge avcısı mikyasındaydı. Gazali’nin dudağından dökülen bu espriyi tadamadığı için mantığı aç kalmıştı.Kimsesiz çöllerde maskot çıraklar büyütmek de ona verilmiş ayrı bir kuruntu sarmaşığıydı.Hakiki göz bestesinin tonunu sezebileceği bir yalıtımda her renk seçilebilirdi.Ancak,su dolu bardağın içerisindeki varlığı kırık vizyonuyla tanımlamak,perde arkasındaki göz duvarına bir tane daha tuğla takviye etmekti.Kalabalığın artmasına her zaman için sevinç gösterisi düzenlemek,yer altındaki sesliliğin özlem vanasını kapatmaya yarar. Bu mu olacaktı talebenin mat zaferi?Minyatür telveler tıkır tıkır kırılırken,geride bir adım kalmıştı bütün koşuşturmalara kucak açan.Gazali derste tatil vermezdi.Tembellik tıslamaları uğrayamazdı bu halkaya.Herkesin uykuya daldığı bir alemin gizemli şafağında buluştular.Gazali davet etmemişti onu.Talebe,hırkasının gurura meyilli olan kısımlarını törpülemiş,çıkmıştı huzura.Tek talebe vardı.Bir damla da olsa Fırat’ın her aguşuna bu damla hakimdi teselli debisinde.”Zulmün üniversitesi olamaz!” dememiş miydi soluk soluğa hızlanırken.Aristo’nun pişmanlık terine mendil uzatmayacak olan bir firari idi o.Talebe,talebini arıyordu seher gülsuyunda.Yine de gururlanmamalıydı. “Düşmanı ehemmiyetsiz,aciz saymak doğru değildir;çünkü çok gördük ki,küçük bir kaynağın suyu çoğalınca deveyi yüküyle birlikte almış götürmüştür!” “Adalet nedir?Ağaçları sulamak. En son sahra kaktüsünü de arşınlayarak Kızıldeniz sahiline yanaşmıştı.Bir mumya yatmaktaydı secde vaziyetinde.Kuma gömülü bu ten,ateş piramitlerinde yaşayan bir akrep olamaz mıydı?Zehirli kıskaçlarında enigma ömür yatan,beşiği zulüm kerpicinden inşa edilmiş bir talihsiz. Bu enfes cümleden sonra,kendisine bir noktada söz verdi.Nokta olan karar başlangıcında bir mum yanmaktaydı.Ellerdeki bu mum gün geçtikçe artıyor,deniz ise daha da yaklaşıyordu.Milattan önce iki bin on yılı,miadını dolduracağı günleri bekliyordu. Gürsel ÇOPUR Gönderen İsim/Mail:
Haber Yazari: admin (Kharon -)
... Yorum Yap |
Giriş Son Yorumlar
|
| Ana sayfa | Bilg/İnternet | Bilgisayar | Denemeler | Dini Yazılar | Genel | Hikayeler | Makaleler | Psikoloji | Sağlık | Tarih | Teknoloji |