|
Nar Kabuğu Gölgesinde Bir Kitapçı
Kategori: HikayelerEklenme Tarihi: Tem 27th, 2010Ekleyen: admin
Eskimeyen elbiseleriyle zamanın gölgesi altında ârâm buyurmuş bir kitapçı,turunç korlar üzerine sağanak sağanak yağarken bile istifini bozmadan kainat kitabını okumaya devam ediyordu.Nehrin kıyısında heybetini muhafaza eden bu ağaç,erimiş kar tanelerinin akıntıya dem vuran hicran seslerini dinlemeyi çok severdi.Gölge ile bütünleşen kitapçı da üzerine damıtılan bu esrarengiz havalede aynı duyguları beslemekteydi.Her renkten havayı omzuna taşımış ihtiyar rüzgârın taşıyacağı ve anlatmak istediği de bu sezimlemeden uzak olamazdı.Tarla bülbülleri havada küme küme raks ederken,bu büyülü ortama değişik bir hava vermek için uğraşıyorlardı.Hayat,hareket sofrasını bu merkeze kurmuştu denilse mübalağa edilmiş sayılmazdı.Bir palmiye kubbesini uzaktan görüp de yanı başına çağırabilmek,serenata kürek çekmek sayılabilirdi belki.Bir hâle kuşatıcılığında fikir nakliyatı uçsuz bucaksız çöl taneciklerini buraya davet edebilirdi,fakat,sohbetin derin noktaları deniz esintisinin galibiyet kesbeden damarına basmaktaydı.Hürriyet,fikriyatın üzüm sarmaşığı güdümünde dal budak salması demek değildi.Kainatın ses tınısını yitirmemiş orkestrasında bir tarla bülbülüyle de olsa ünsiyetini paylaşabilme fedakarlığı,kitap yazan kalemşörün en hassas zamanında omzuna pervane olan bir şirazeden başkası olamazdı.Kitap yazan bir kalp-kalem işçisine şirazeyi hediye edebilmek,onun derdine ortak olabilmekle aynı hemzemini paylaşabilmek demekti. Tarla bülbülüne seslenen bir kitapçı da olsa aynı nakaratı tekrarlamakta zarar olacağını düşünemezdi: Hızlı bir pişmanlık kıvılcımının kendisine eşlik etmesiyle kitapçı,bir anda doğruldu.Bülbül doğru söylüyordu.Toprak altında elleri öpülmeyi bekleyen nice büyük gönül sahipleri vardı.Ama gel gör ki,elleri değil kalpleri incitilmişti onların.Kalbe uzanması gereken dudaklar,yılda iki kez bayram neşesi yaşamayı nakarat gibi eda etmişlerdi.Olsundu..bu da bazı gül kapılarının açılmasına vesile olabilirdi,toprağa süzülmeyi bekleyen bayram sevdalılarıyla tanışabilmeyi zül kabul etmek ise,bülbül perdesinin ince zarını yırtmak demek olurdu.Nefsin belini iştahla sıvazlayan her hamle nefis gelebilir.Bu nefis gelen her kıpırtıya,titrek bir solucan cüssesi aktarılabilirse belki denge yerine oturtulmuş sayılabilir.Tarih şirazesi göstermiştir ki nice yabangüllerinin taç yapraklarında rayiha güdüsü kalmamıştır.Gençlik koridorunda sesini çığlıklarla süsleyen kalabalıkların,ölüme ramak kaldıkça afif seslenişlerine dahi kulak verilememiştir.Düş gören birisinin mat sesine muhatap olabilmek için zahir aynasını da temizlemek gerekir ki,aynada kendisine bakamayana da bu aşkı fısıldamak ömür ister. Kitapçının bu düşüncelerini gökyüzünde pervaz eden bülbül,kendine verilmiş sevkle anladı.Mütevazı bir süzülüşle yanına kadar geldi. Gürsel ÇOPUR Gönderen İsim/Mail: Gürsel ÇOPUR/gurselcopur@gmail.com
Haber Yazari: admin (Kharon -)
...
Sosyal Etiketler: gürsel çopur > Hikayeler
Yorum Yap |
GiriÅŸ Son Yorumlar
|
| Ana sayfa | Bilg/İnternet | Bilgisayar | Denemeler | Dini Yazılar | Genel | Hikayeler | Makaleler | Psikoloji | Sağlık | Tarih | Teknoloji |