|
Şeytan, Taktikleriyle İnsanları Dünyaya Bağlar
Kategori: Dini YazılarEklenme Tarihi: Mar 19th, 2010Ekleyen: I.Akin
“Akıl” kelimesi genellikle kiÅŸilerin zekâ düzeyini ifade etmek amacıyla kullanılsa da, zekânın çok üstünde ve çok daha derin bir kavrayış ÅŸeklidir. İnsanların çoÄŸu, aklın doÄŸuÅŸtan gelen, tecrübe ve bilgi ile geliÅŸebilecek bir meziyet olduÄŸunu zanneder. Oysa akıl, Allahın, Kendisinden korkanlara ve Kuran’a uyanlara verdiÄŸi üstün bir özelliktir. Bu özellik vesilesi ile akıl sahibi insan, karşılaÅŸtığı her olayda, Kuran’a en uygun tavrı göstererek, aklın kendisine saÄŸladığı bu üstünlüğü yaÅŸamış olur. Bu gerçek, Kuran’da Rabbimiz tarafından şöyle bildirilir: “Ey iman edenler, Allah’tan korkup-sakınırsanız, size doÄŸruyu yanlıştan ayıran bir nur ve anlayış (furkan) verir, kötülüklerinizi örter ve sizi bağışlar. Allah büyük fazl sahibidir.” (Enfal Suresi – 29) Ancak her ÅŸey zıttı ile yaratıldığı için, aklın karşısında da, doÄŸal olarak akılsızlık kendini gösterir. Akılsız insanlar, Allah’ın varlığını ve büyüklüğünü kavrayamayan, acizliklerinin farkında olmadan Allah’a karşı büyüklenen, olmayan aklı ile zekâsını beÄŸenen, ÅŸeytan’ın sistemine ayak uydurmuÅŸ, zayıf karakterli kimselerdir. Bu insanların, bütün amaçları dünya hayatını en iyi ÅŸekilde yaÅŸamak yönünde ÅŸekillenir. Çiçeklere baktıklarında, eÅŸlerine veya arkadaÅŸlarına bu çiçeÄŸi götürdüğünde, kendisine gösterecekleri yakınlığı hayal ederler. Gökyüzüne baktıklarında, havanın durumuna göre, o gün giyecekleri kıyafeti düşünürler. Deniz, çoÄŸu zaman serinlik veren bir su topluluÄŸu veya evlerinden görünüyorsa, hava atabilecekleri bir zenginlik göstergesi olur. Göklerde ve yerde nice ayetler vardır ki, üzerinden geçerler de, ona sırtlarını dönüp giderler. (Yusuf Suresi – 105) Çevresindeki güzelliklerin, mucizelerin farkına varmadan yaÅŸadıkları için, hiçbir zaman, bütün bu güzelliklerden, iman eden insanların aldığı zevki alamazlar. İman eden kiÅŸi, baktığı her yerde Rabbinin ayetlerini görür. Ruhu bundan, tarif edilemez bir haz alır. Gördüğü her ÅŸey üzerinde düşünür. Bu o’nun aklını, Allah’ın izni ile daha da açar. Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) “Rabbimiz, sen bunu boÅŸuna yaratmadın. Sen pek yücesin, bizi ateÅŸin azabından koru.” (Al-i İmran Suresi – 191)
Akıldan yana yoksun insanların, karşılaÅŸtıkları olaylar karşısında, en doÄŸru karara ulaÅŸmaları da mümkün deÄŸildir. Çünkü onlar için en doÄŸru karar, her zaman çıkarlarına en uygun olanıdır. DoÄŸal olarak, kararlarının Allah rızasına ve Kuran’a uygun olmasını gözetmezler. Önemli olan, o anı kurtarmalarıdır. Bunu ne ÅŸekilde yaptıklarının hiçbir önemi yoktur. ÖrneÄŸin, iman etmeyen bir insanın evliliÄŸini düşünelim. EvliliÄŸindeki seçimi, akılsızlığını gözler önüne serer. Evlilik onun için, toplumun da telkini ile mutlaka gerçekleÅŸmesi gereken bir olaydır. Bu nedenle yaşı çok da geçmeden birini bulup evlenmesi gerekir. EÅŸ olarak seçtiÄŸi kiÅŸinin, öncelikle güzel bir görüntüsü ve mümkünse parası olması tercih sebebidir. Sonrasında huylarına bakılır. Huylarında dikkat edilen ÅŸey ise, kendisini ne kadar memnun edeceÄŸi ile sınırlıdır. Hal böyle olunca akılsız kiÅŸinin zekâ ve mantığını kullanarak yaptığı evliliÄŸi, bir süre sonra renk deÄŸiÅŸtirir ve kâbusa dönüşmeye baÅŸlar. Erkek için, eÅŸi biraz kilo alsa, yaÅŸlanmaya baÅŸlasa veya hasta olsa, ona olan sevgisi de azalmaya baÅŸlar. Çünkü o, insan derisini oluÅŸturan bir milimetrelik dokuya âşık olmuÅŸtur. Bedeninin tamamını kaplayan toplam 2 kiloluk et yığını, evlilik kararındaki en önemli kıstastır. Kadının en önem verdiÄŸi konu ise zenginliktir. EÅŸi eskisi gibi kendisine pahalı hediyeler alamadığında veya iyi ortamlar ve lüks arabalar sunamadığında, eÅŸine olan sevgisi gitgide azalmaya baÅŸlar. Çünkü iki taraf da, aklını deÄŸil, zekâsını ve mantığını kullanarak birbirlerini seçmiÅŸlerdir. DeÄŸer verdikleri konu, sadece iki kiloluk et yığını ve birkaç kâğıt parçasıdır. Oysa akıl sahipleri, Allah’ın kendilerine verdiÄŸi doÄŸruyu yanlıştan ayıran nur ve anlayışla, evliliklerini de, her konuda olduÄŸu gibi Allah rızasına uygun gerçekleÅŸtirirler. EÅŸlerinde aradıkları kıstas ise, yalnızca Allah’a olan yakınlıklarıdır. Onda ‘sükun bulup durulmanız’ için, size kendi nefislerinizden eÅŸler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet kılması da, O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda, düşünebilen bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (Rum Suresi – 21) İnkâr edenlerin ÅŸeytandan aldıkları zekâsı, onların dünya hayatının esiri olarak yaÅŸamalarına vesiledir. İman edenlerin aklı ise, onları tüm dünyevi esaretlerden sıyırıp yalnızca Allah’a kul olarak yaÅŸamalarına vesile olan şükre ÅŸayan bir lütuftur. Bu yazı www.selamhaber.com’da yayınlanmıştır
Haber Yazari: I.Akin (İbrahim Akın)
...
Sosyal Etiketler: Allah > Esir > islam > Kuran > Seytan > Taktikleriyle İnsanları Dünyaya Bağlar > Telkin
Yorum Yap |
GiriÅŸ Son Yorumlar
|
| Ana sayfa | Bilg/İnternet | Bilgisayar | Denemeler | Dini Yazılar | Genel | Hikayeler | Makaleler | Psikoloji | Sağlık | Tarih | Teknoloji |