Makalem.Net | Makale makaleler denemeler hikayeler dini makaleler yazılar ve yorumlar… Yazmak bitmez, kalem yorulmaz...
Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji
             
makale
Makalem.Net sitesinde yazılarınızın yayınlanması için kolayca üye olup yazılarınızı gönderebilirsiniz. Sitemizde bilgisayar, ekonomi, borsa, hisse,teknoloji,edebiyat,...
15/03/09 - 1:45 Yorum sayisi 12(12)

 

_”Hocam, en iyisi cesetleri siz de görün.Bu konuda daha iyi fikir sahibi olursunuz.dedi ve devam etti.

_”Yanlız sizin için gerekli makamlardan izin almamız gerekecek.Sanırım bu en az bir hafta sürer.Sizi ben izin aldığımızda ararım.”

 Dokto yazinin devami...

...
20/10/11 - 9:23 Yorum sayisi 0(0)

Ağzım bir karış açık doktoru dinliyordum.

_” Ne yani dedim.Cesetler mumyalanmış mı?Doktor:

_”Yapılan laboratuvar çalışmalarına göre hayır mumyalanmamışlar.Ya bizim bilmediğimiz bir kimyasalla korunmuşlar.Ya da  her nasılsa böyle bozulmadan kalabilmiş yazinin devami...

...
12/10/11 - 9:41 Yorum sayisi 0(0)
Şeytanın Kalbini Isıran Derviş
Kategori: HikayelerEklenme Tarihi: Tem 15th, 2010Ekleyen:
{lang: 'tr'}

Dinlenmek için duygularını ateşe veriyordu.Her ayetin sonunun “..ss” ile bitiyor olması,tadına bakılmayı hak eden bir kimya helezonuydu.Rüyası delik deşin olana göz uykusu eşlik etmeyecekti.Farkındalık artçı haklılığına körük çekiyordu.İstidraç kıvrım kıvrım toprak altından sürünerek gelmişti de,karşısında duranı rüya sanmıştı.Uyanalım uykusundan kırık toprak gönlün,uyutmayalım bade sunan som nöbetçiyi.

“Kıyamet mi bekliyorsun,gözünün karşısında!”
“Biletimi kesmesin akşam yemeğim,keyf zamanı beni bekler.”
“Yıkılası dürbün,seni küçültmüş baktım bakalı..”
“Kıyamet kopmadı ya..”
“Sen,içindeki hazineyi koparmışsın.Şafak mı beklersin karanlık gecende?
“Gözlerimi kapatmak istemiyorum.”
“Böyle yapmakla Güneş’in gıybetini yapmaktasın.”
“Kabe’nin yıkılmasını istediğimi de sana kim söyledi?
“Kabe her gün yıkılmada,ah bir bakabilsen dünya dergahından.Yemenli süvarinin çıkmasını bekleme!”

Seslenmek değil “ses” olmak gerekliydi tıkırtılı gökkubbede .Kolektif gezegen sağanağında sembolik afet istenmezdi.Tecrit yemiş iskeletlerde atmayan kalp,tonajı azami roman sayfaları arzulayan tercih hakkıydı belki.Deniz kabukları kumsaldan çıkartılmadan,öfkeyle ahtapot silüetleri fırlatılıyordu dışarıya.Mutedil olmayan her künde, kıvılcım maharetini omzuna almış bir kibritti.Siperlerde asker yoktu onun için bekleyen.Gurbetteki vatanda seferilik bir nazlı salkımsöğüttü.Dalıyla uzayan hissiyle kısalan ve yeri işgal edilen.
Gökyüzünde kuyruklu yıldızı uçurma sevdasına düşmüş bir yetime soru sorulamaz.İpin ucunda dünyalar var kendinden içerde.Taşıdığı salnamesinde gözyaşı ajandaları var.Çünkü maket bıçaklarının kestiği emareler kılçıklarını orada bırakmışlar.Terkin terk edilmemesiydi gizli düşmanlıklar.Fısıltılar kavisler halinde kılçıkları yerden temizliyor gibi yapıyordu.Merak tütsüsüyle ateşten yanmayanlar buluştu.

“Nereye sürünürsün ikircik kuyruklarınla?”
“İbrahim(as)’in ateşini söndürmeye..”
“Yetim kulübelerini yakan çatallı değneğinle,yalan asfaltı yeniden inşada..”
“Ateş istediler, benden de ikram geldi.”
“Ey kovulmuş!Kurbanını kesmeyecek olan bıçağın fedakarlık ruhunu elinden almaya çalışma.Çıkartılmış gözlerine ikram nasıl yakışsın ki?”
“Gezdiğim yerlerde virane evler vardı..”
“Sen,boş eve girmezsin,biliyorum.Okuduk hayatını,seyrettik tard’ını..”
“Bir su vermeyecek misin?”
“Yetimlerin gözyaşlarını kurutmana izin vermeyeceğim,asla..”

Yerde sürünen aslında kovulanlardan bir tanesiydi sadece.Hümeyra ellerde yanlışlıkla öldürülen değil.Bu teamülün süpürge duşuna dahi hayatını feda edecek fedai eller,toprak altında kirli nefesleri yaşatmıyorlar.Ey dilruba ateşi!Müptela olduğun hakiki aşk’ına eriyenleri de misafir eyle.Tufeyli gecelerinde remil dökenlerin ağızlarına şerbet sunmak istemeyeceksin belki ama,sen ağlamak isteyenlere tutiya tılsımını sür.

(Kalabalıkların hızlı adımlarla ilerlediği bir demde,kırklar bezmine girdiğinden haberi olmayan sarhoş,bakıyordu ateşe…)

“Heyy!Durun makas ile durdurulamayan kalabalıklar,bekleyin.”
“Biz seni kırk yıldır beklemedeyiz.”
“Fazilet budur işte,lal kızım da orada!”
“Şimdi durma sırası sende,temiz ellerle dokunabilirsin ateşe.”
“Razıyım..”
“Az önce ateş pervanesinde kozasını yırtan lal kızını görmedin mi?Bizi de ağlattı.Kızın dahi senin kazancını beğenmiyordu,unuttun mu?”
“Evet,o viranede..”
“Alınterini,alınzehiri kılmıştın elyaf köşende.Şimdi ise beyaz bir cila istersin.Bunun için yanman gerek şimdi.”
“Razıyım.”
“Damda deve arayacak liyakati kendinden satın aldığına göre,gir halkaya.Fanusumuzda ateş var,yürüdüğümüzden beridir.”

Düşündün mü ey can!Ateş bile terlemeden önce “rıza” istiyor..

Gürsel ÇOPUR

Gönderen İsim/Mail: Gürsel ÇOPUR/gurselcopur@gmail.com

{lang: 'tr'}
Haber Yazari: admin (Kharon -)
...

Yorum Yap

Giriş



Son Yorumlar

Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji