Makalem.Net | Makale makaleler denemeler hikayeler dini makaleler yazılar ve yorumlar… Yazmak bitmez, kalem yorulmaz...
Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji
             
makale
Makalem.Net sitesinde yazılarınızın yayınlanması için kolayca üye olup yazılarınızı gönderebilirsiniz. Sitemizde bilgisayar, ekonomi, borsa, hisse,teknoloji,edebiyat,...
15/03/09 - 1:45 Yorum sayisi 12(12)
atesbocegi

Evrim literatürü bilim-kurgu film senaryolarını hatta çocuk öykü ve masallarını aratmayacak “işte öylesine hikayeler”le doludur. Bu senaryolar her ne kadar bilim-kurgu tarzında olsa da hemen hepsinde mizahî ve absürd lezzetler bulabilirsiniz. Ö yazinin devami...

...
21/05/12 - 1:36 Yorum sayisi 0(0)
bahar

‘Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır…’ (Lokman Suresi, 14)  Zorlukla geçen dokuz ayın sonunda dünyaya gelen bebek, vicdan ve merhamet sahibi her insan için çok değerli ve dikkatle kor yazinin devami...

...
15/05/12 - 12:26 Yorum sayisi 0(0)
SİMAV’DAKİ HALK TEDAVİ YÖNTEMLERİ
Kategori: Makaleler, TarihEklenme Tarihi: Nis 6th, 2010Ekleyen:
{lang: 'tr'}

Milletlerin hayatında halk tedavi yöntemleri hiç şüphesiz kendi tarihleri kadar uzun bir geçmişe sahiptir. Türklerde, İslâmiyet’ten önce şamanlar, büyücülük, falcılık, kötü ruhları kovma gibi birçok görevin yanı sıra şifaya yönelik fonksiyonları da yerine getiriyorlardı. Şamanların haricinde bozkır kültürünün gereği ve tabiat-insan ilişkisinin tabii sonucu olarak da insanlar dâhili ve harici hastalıklara karşı tedavi yöntemleri geliştirmiş ve bunu yüzyıllar boyu yaşata gelmiştir.
Halk tedavi yöntemleri, tesadüfler üzerine inşa edilmiş yöntemlerden ibaret değildir. Yüzyılların tecrübelerinin tabiatla birleşmesi sonucunda doğmuşlardır. Bu yöntemler, tarihin derinliklerinden getirilen tecrübelerin halkın dimağında şekillenmesi ve günümüze kadar sürdürülmesi ile canlı tutulmaktadır. Bunda, Türk milletinin sözlü kültür geleneğini yaşatmasındaki ustalığı önemlidir. Bu hastalıkların bazıları batıl itikatları içerdiği gibi birçoğu da modern tıbbın oluşmasına ön ayak olmuş gerçeklerdir. Özellikle günümüzde alternatif tıp olarak karşımıza çıkan ot ile tedavi, modern tıpta yadsınamaz bir gerçektir.
Tüm Türk dünyasında olduğu gibi, Simav’da da halk, kendi pratik tedavi yöntemleri kullanmaktadır. Halk, birçok hastalığın tedavisini kendi yapmakta ve bunu gelecek nesillere aktararak kültür mirasını geleceğe taşımaktadır.
Aşağıdaki yöntemler Simav’ın bazı köylerinden derlenmiştir. Simav ve köylerinde uygulanan bazı halk tedavi yöntemleri şunlardır:

Ağrı: Ağrıyan bölge harici ise balık yağı sürülür ya da balık sarılır. Ağrı dâhili ise “gabarcık” denilen bitkinin taneleri yutulur veya “akbaşlı” kaynatılıp içilir.
Ayak Yarası: Ayak yaraları için gabarcık bitkisinin olgunlaşıp kırmızılaşan taneleri yutulur ya da ezilerek yaraya sürülür.
Aydeş Hastalığı: Simav’da “aydeş” kelimesi zayıf, cılız anlamına gelir. Aydeş hastalığı çocukta halsizlik ve aşırı zayıflama şeklinde kendini gösteren bir hastalıktır. Bu hastalığın tedavisine “Aydeş Kesme” denir. Hastalanan çocuk bu hastalığın tedavisinde uzman olduğuna inanılan bir kadına götürülür. Kadın, dört yolun kesiştiği bir kavşağa bir kazan koyar ve içine su doldurur. Bu suda çocuğu yıkar. Yıkarken aynı zamanda okur ve eline aldığı bıçağı devamlı surette suya sürer. Bıçakla aydeş hastalığının önünün kesildiğine inanılır ve hastalık tedavi edilmiş olur.
Basur: Bu hastalık için gabarcık bitkisinin olgunlaşan taneleri kaynatılır ve suyu içilir. Kuşburnu veya ısırganın suyu da bu tedavide kullanılmaktadır.
Bel İncinmesi: Beli incinen kişi sırtüstü yatırılır. Bir kişi hastanın ayaklarına ya da karnına oturur. Bir kişi de hastanın başına bağladığı bezle başını çeker. Küt sesi duyulunca tedavi bitmiştir. Sırtı çiğnetmek de uygulanan bir diğer tedavi yöntemidir. Ya da incinmiş bele balık konur bağlanarak vücudun yağı özümsemesi beklenir.
Bertik: Burkulan yere haşlanmış bulgur, soğan ya da et sarılır. Sarılan şeyin tuzla dövülmesine ve sıcak olmasına dikkat edilir. Ayrıca koyunun kuyruk altındaki yağlı kısım, yani koyun kapağı denilen kısım sarılarak da bertik tedavisi yapılmaktadır.
Boğaz Ağrısı: Çekirdeği çıkarılmış zeytin veya elma dövülerek bir bez ile boğaza sarılır.
Böcek hastalığı: Çocuklarda görülen bir hastalıktır. Çocukta burun kuruması ve gözlerde parlaklık şeklinde kendini gösterir. Bu hastalık, “Böcükcü” ya da “Ocağı” denilen yaşlı kadınlar tarafından yapılır. Tedavinin yapıldığı yere “Ocak” denir. Önce samanlıktan siyah bir böcek bulunur. Böceğin samanlıktan bulunması şarttır. Ocağı, böceği çocuğun burnunu sokup çıkararak okur. Bu işlem bitince çocuğun başına bir parça tereyağı konur ve böcek tereyağının üstüne yapıştırılır. Sonrasında çocuğun başı bir şapka veya tülbentle bağlanır. O şekilde birkaç gün kaldıktan sonra çıkarılır. Bu şekilde tedavi tamamlanmış olur.
Cilt Yarası: Çakmak taşını sürterek tedavi edilir. Buna “çakmak çaktırmak” denir. Bu işi herkes layıkıyla yapamaz. Bu tedaviyi yapabilen kişinin nasıl ehil olduğunu kimse bilmez. Cilt yarası üzerine okunup üflenir. Daha sonra iki çakmak taşı yaranın üzerinde birbirine sürtülür.
Diş Ağrısı: Diş ağrısı için kabak sapı yakılarak külü diş üzerine konur. Ağrıyan dişe kolonyalı pamuk konulması da diğer bir yöntemdir.
El Yarası: El yaraları için kına yakılır.
Gızılcık: Gözlerin kızarması ve acıması şeklinde kendini gösteren bir hastalıktır. Göze bal sürülerek tedavi edilir.
Göbek Düşmesi: Ağır kaldırınca ya da yüksek bir yerden atlayınca göbeğin düşeceğine inanılır. Göbeği düşen kişinin karın bölgesinde şiddetli bir ağrı oluşur. Bu kişi sırtüstü yatırılır. Bir bez yardımıyla, düğümü göbek üstüne gelecek şekilde bağlanır ve oklava yardımı ile iyice sıkılır. Sıkan kişi tedavinin bittiğine kendince kanaat getirince göbek yerine oturdu diyerek bezi çözer. Bu tedaviyi ehil olduğuna inanılan kişi yapabilir.
Grip: Papatya ya da akbaşlı kaynatılarak içilir.
Kurdeşen: Bir tür cilt hastalığıdır. Küçük kırmızı sivilceler şeklinde kendini gösterir. Bu hastalığa yakalanan kişi, sabah ezanı okunurken, “Ben bir şey oldum, kurdeşen oldum ham hu.” diye bağırtılır. Ya da “aşı” denilen, kırmızı bir toprak, suyla karıştırılıp içilir. Böylece hastalığın geçeceğine inanılır.
İtdirseği: İtdirseği gözde çıkan bir tür çıbandır. Gözünde itdirseği çıkan kişi sokağa sırtüstü yatırılır ve yüzüne bir tülbent örtülür. Tülbendin üstüne bir parça ekmek konulur. Ekmek bir köpek tarafından kişinin yüzünden aldırılır. Bu şekilde tedavi edilmiş olur.
Kanama: Kanayan yere kül ya da tütün basılır.
Kırık Tedavisi: Bir sabun bıçakla kazınarak elde edilen sabun kırıntıları ile yumurtanın akı bir tabakta karıştırılır. Elde edilen karışım bir bez yardımı ile kırık bölgeye sarılır. Bir süre sonra karışım sertleşerek alçı görevi yapar. Yaklaşık bir ay sonra kol açılır.
Kulak Sancıması: Bir sarımsak dişine kırk kere iğne saplanır ve kulağın deliğine konulur. Ya da kulağın içine anne sütü damlatılır.
Kulunç: Kulunç olan bölge elle ovularak tedavi edilir. Başka bir yöntem ise; demirden bir tasın kenarları kulunçlu bölgeye sürülür. Kulunç hangi bölgede olursa olsun, başparmak ile işaret parmağı arasındaki kas ovulur.
Morboğan Hastalığı: Bu hastalık çocuklarda görülür. Aşırı öksürük ve öksürerek morarma şeklinde kendini gösterir. Çocuk, köyün birkaç yerinde bulunan ve “Morboğan Deliği” denilen, yere kazılmış bir tünelden geçirilerek tedavi edilir.
Ot Kesme Hastalığı: Bu hastalık, çocuklarda, vücutta çıkan yaralarla kendini gösterir. Bu hastalığı ehil olduğuna inanılan kişiler tedavi edebilir. Tedavi bir kerede bitmez. Üç seans sürer. Tedavi eden kişi, hasta olana çocuğa okur ve en sonunda tükürür. Üç seansın sonunda tedavi tamamlanır ve hastalık iyileşir.
Saç Kıran: Sarımsak suyunun sakal çıkardığına ve saç kıranı iyileştirdiğine inanılır.
Sarılık: Sarılık hastalığının tedavisinde iki yol izlenir. İlk olarak “Sarıçiçek” denilen ve sadece sarılık hastalığının tedavisinde kullanılan bir ot kaynatılır, suyu içilir ve bu su ile yıkanılır. İkinci yol ise; hastanın iki kaşı arası kesilir ve çıkan alna sürülür.
Siğil: Siğil hocaya okutularak tedavi edilir. Bunun yanında ham incirin sütü siğil üzerine sürülür.
Sivilce: Sülüklerin çok olduğu yerlerde olan, “Sülük Çamuru” denilen bir tür kaygan çamur sivilce üzerine sürülür.
Temreke: Tende çıkan, kuruma ve kabarma şeklinde kendini gösteren bir cilt hastalığıdır. Tedaviyi hocalar yapar. Hoca yarayı okuyarak tedavi eder. Okunan duanın başlangıcı şöyledir: “Em epremu ermem fe inna müprimun”. Tedavi bir kerede tamamlanmaz. Hasta olan kişi belirli bir süre aksatmadan hocaya gider. Hoca yaraya okurken aynı zamanda yaranın üstünde bir söğüt dalı gezdirir. Tedavinin en sonunda ise bu çubuğu yaranın üstünde keser.
Yel: Kasları üşütmekle ya da kasları ani hareket ettirmekle oluşan kas rahatsızlığıdır. Hastalık, rahatsız olan bölgeye bal peteği sarma ile tedavi edilir.
Yılancık: Yılancık eklemlerde ağrılı şekilde kendini gösteren bir hastalıktır. Bu hastalığın tespitinde “Yılancık Taşı” denilen küçük taşlar kullanılır. Bu taşların ürediğine, öldüğüne, yemek yediğine, erkek ve dişiliklerinin olduğuna inanılır. Bu taşlarla hastalığın tedavisi yapılmaz. Sadece hastalığın olup olmadığı tespit edilir. Kişinin ağrıyan yerine bu taşlardan konulur. Eğer taş, mıknatıs gibi ağrılı bölgeye yapışırsa hastalık mevcuttur. Yapışmazsa yoktur. Hastalık varsa doktora başvurulur.

Ahmet DEMİRCAN
31 Mart 2010

{lang: 'tr'}

Haber Yazari: admin (Kharon -)
...

2 Yorum gonderildi. “SİMAV’DAKİ HALK TEDAVİ YÖNTEMLERİ”

  1. onur uzun diyor ki:

    uzunonur34@gmail.com mail adresim cevaplarinizi bekliyorum

  2. onur uzun diyor ki:

    Merhabalar. Benim arastirma odevim icin ocak kultu (el verme) ile ilglili detayli bilgiye ihtiyacim var. Konu ile ilgili bilgi sahibi kisi yada kisilerle iletisim kurmama yardimci olabilirseniz sevinirim.Simdiden tesekkurler.Iyi calismalar.

Yorum Yap

Giriş

Son Yorumlar

Ana sayfa Bilg/İnternet Bilgisayar Denemeler Dini Yazılar Genel Hikayeler Makaleler Psikoloji Sağlık Tarih Teknoloji