|
Taşrada Sipariş Verilen Kalp
Kategori: HikayelerEklenme Tarihi: Ağu 7th, 2010Ekleyen: admin
Rüyadan önceki düşüncenin odak noktasındaydı.Bir adım daha atsa beyin mumu sönüp kalbi değişik bir atmosfere seyahate çıkacaktı.Hep böyle olurdu ve olacaktı.Gökyüzüne cüssesine göre serpiştirilmiş yıldızları seyretmek ve uzaklardan ışıklı karıncaları anımsatan şehrin lambalarına göz gezdirmek epey zevk verirdi ona.Yeryüzü ile gökyüzü kardeşliği bu olsa gerekti.Elinden tutamadığı sonsuzluk havasını bir nebze de olsa teneffüs edebiliyordu ancak.Cırcır böceklerinin şafak yorganını kaldırıncaya kadarki ötüşmeleri,gece izleri olarak yeterdi. Gördüğü rüyaları sabah kalktığında anlatmayı pek sevmese de,dili tutulmayan nasihat güdümlü olayları anlatmayı bazen tercih ederdi.Tabiatın özgür havasında canlı desenler halinde uçuşan kelebeklerin suçu olamazdı.Bir kelebek olmayı istemek suç sayılamazdı.Onları anlatmasa da aynaya bakabildiğinde kendisini coşturacak bir dürtüye mutlaka sahip olmalıydı.Muhabbet çayının dumanının eşlik etmesiyle benliğini kerpeten gibi çeken kalp meyveleri,mevsimi geçmeden insanlara ve insanlığa ikram edilmeliydi.Kireç yüzlü bohem sokaklar hiçbir zaman tatlı rüya göremezdi.Bunu çok iyi biliyordu.Çıkmaz sokaklarla sarmaşık düğümü atılmış yolda ilham rıhtımından söz etmek, insanı zorlayan bir güç sayılırdı ancak. Düşüncesini esir almak da istemiyordu.Elbette kabul göreceği şahsiyetli fikirlere bel bağlamasını da bilecekti.Kalabalıklar büyümesine büyüyecekti,buna paralel olarak hep aynı mekanın insanı da olmayacaktı.Tunç gibi bir ruh kostümüne sahip olmak ne büyük talihsizlikti!Gecenin harmanisinde gözünü örtmeyen direnci,ona hayat musluğunda hep hayatsuyu bağışlayacaktı.Öyle inanmış ve o yörüngede benliğini tanımıştı. Tüm bu his piramidiyle yolda yürümekteydi..karşısına yıllar öncesinden tanışmış olduğu çok değerli bir kitapçı çıkmıştı.Ayaküstü muhabbet yapmasını ikisi de sevmediği için,her zaman içini dinlendirdiği çay bahçesine doğru ilerlediler.Samimi bir şekilde göz göze gelmeleri,sohbete start veren ilk hengamdı.Heyecanlı elleriyle gömleğinin cebinden küçük bir kitapçık çıkartıp masanın üzerine koydu.Kitapçı bunu hediye etmek için böyle yapmıştı.”Bu kitabın içinde kalp var evladım,hayatın her ünitesini incitmeden süzen ve kuşatan..” “İlginç” dedi genç.Aslında bir arayış içerisinde olduğu belliydi.Her düşüncesini rüya kalesinden bakarak idare edemezdi tabiî ki.Suskunluğuna gem vurmak isteyen bir insan rolündeydi şuan.”Anlat kitapçı,seni dinliyorum.” -Anlatırken şuuru elden bırakmadan göz gezdirmek lazım evladım. Bu şekilde doyurucu sohbetin olması,eritilen sürece ne verse kârdı.Şekerlik şeker için yapılmışsa,ikramın kıymetinin ipucu da bu küçük kutuda verilmiş oluyordu.İnsanın içerisine yerleştirilmiş olan kalpte de aynı halka devam etmekteydi.İnsan,yaşadıklarıyla vardı.Bir eşyanın dahi anlatabildiği çok şey olmalıydı.Nitekim oluyordu.Aynalar insanın içini okumasına katkı sağlamıyor mu?Niçin insanlar akan su çevresinde toplanırlar?Cazibesi nedir?Soru sormadan bir nesneye tutunabilmek meraksız davet sayılsa da,insan, düşünceleriyle zaten birtakım sorularını süzmüş demektir. Kitapçının destek ve moral sağlayıcı ifadeleri karşısında kitaba karşı ayrı bir sevgi duymaktaydı.Bir şeyi sevmek için mesleğe bağlı olmak gerekmez.Mesleği sevmekle kapılar açılır.Kalp mesleği hayatın fakültesindeki en önemli bir kurmaydır.Sahiplenilince insanlık devam eder. Bu duygular kervanında sohbetin en koyu yerinde ilerlediklerinin farkındaydılar.Soru-cevap şeklinde gerçekleşen sohbet doyurucu bir hava estirmişti. -Görebildiğim kadarıyla sen,taşralısın amca? Sohbet sürükleyici tonunda devam ediyordu.Taşradan fırlatılan taş,şehir kulesinde mücevher haline dönüşmüştü. Gürsel ÇOPUR Gönderen İsim/Mail: Gürsel ÇOPUR/ gurselcopur@gmail.com
Haber Yazari: admin (Kharon -)
...
Sosyal Etiketler: gürsel çopur > Hikayeler
Yorum Yap |
Giriş Son Yorumlar
|
| Ana sayfa | Bilg/İnternet | Bilgisayar | Denemeler | Dini Yazılar | Genel | Hikayeler | Makaleler | Psikoloji | Sağlık | Tarih | Teknoloji |